
Dünyamız, adeta sosyal çalkantılar, etnik çatışmalar, soykırımlar ve savaşlarla sarsılmaktadır.
Tüm bu çatışmalar, bir yanda çağdaş insanda tam bir düş kırıklığı yaratırken, diğer yandan bunların kurbanları onarılmaz sorunlar doğurmaktadır.
Ayrıca tüm bu huzursuzlukların neden olduğu toplu göç olayları tüm dünya için büyük sorunlar meydana getirmektedir.
Savaştan, açlıktan, yoksulluktan kaçan insanlar, gittikleri yerlerde ya kabul edilmemekte veya ikinci sınıf insan muamelesine maruz kalmaktadır.
Prof. Dr. Anna Masala’nın, “20. yüzyılın sonunda, savaş, dinî hoşgörüsüzlük, ırkçılık, açlık, cahillik gibi kelimelerin anlamlarının unutulması gerekir” diye feryat etmesi düşündürücüdür.
Soğuk savaş sonrasında “Yeni Dünya Düzeni” olarak ortaya sürülen fikirlerin temelinde “medeniyetlerin çatışması” tezinin olması, tüm bu etnik çatışmaların kökeni hakkında bilgi verirken, böyle gittiği takdirde bunların şiddetleneceği şimdiden dillendirilmektedir.
Bunun için herkesin barış, diyalog, hoşgörü, dostluk ve kardeşlik için bir şeyler yapması gerekmektedir.
Her şeyin devletten veya totaliter ve tekçi; halkı dışlayan ve hatta “halka rağmen halk için” karar veren yönetimlerden bekleme dönemi geride kalmıştır
İman kelimesi Arapça emene (e-m-n) fiilinden gelmekte ve “kendi içinde barış içinde olmak” veya “kendi içinde herhangi bir sorunu ve sıkıntısı olmamak”, “kendinden emin olmak” gibi manalara gelmektedir.
İmanın temel anlamı, anlaşıldığı gibi, “barış” ve “emniyettir”.
Kutsal olan insanın yaşam hakkı ise, canlar da barışla huzur bulur.
Nifak, tefrika, fitne ve fesatlık gibi huy ve davranışlardan bir an önce kurtulup, kardeşliği, uhuvvet-i tesanüd ve tevazuyu zihinlere yerleştirmek asıl gayemiz olmalıdır.
Gurur kibir ve zillet gibi, ahlâk-ı seyyie’den kurtararak, tevazu ve mahviyet, izzet ve vakar gibi güzel ahlâklara sahip olmak insanlığın fıtratındandır.
Ramazan Bayramı’nın içinde olduğumuz bu günlerde birbirimize suizanla değil, hüsnü zanla yaklaşmak en doğru yol olacaktır.
Bize enjekte edilen modern ve kapitalist yaşamın getirdiği son nokta, komşunun komşusuna bir merhabayı bile çok görmesidir.
Mülteci kamplarında bile farklı ülke insanları birbirlerine selam verirken, maalesef ülkemizde komşu komşuya yabancı olmuş.
Kıymetli dostlar, hayat sadece siyaset ve ticaretten ibaret olmasa gerek…
Haydi bu bayramı tebessümle başlayıp, önce kendimizle barışmayı deneyelim…
Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle tebrik ediyorum. Nice Bayramlara…